Orta Çağ şövalyeliği, özü itibarıyla dizginlenmemiş bir savaşçılığın yarattığı yıkımı denetim altına alma çabasından doğdu. 10. yüzyıldan itibaren din adamları ve şairler, savaş ve şiddeti Hristiyan yaşam anlayışıyla, soylu varoluşun ahlaki talepleriyle ve entelektüel ideallerle uzlaştırmaya yönelik davranış normları geliştirdiler. 12. yüzyılda saray kültürünün yükselişiyle birlikte bu anlayış, Avrupa’da yüzyıllar boyunca etkisini sürdüren incelikli bir yaşam ve değerler dünyası yarattı.
Emeritus Profesör Joachim Ehlers, şövalyeliği romantik bir efsane olarak değil, Avrupa tarihini derinden etkilemiş bir olgu olarak ele aldığı bu çalışmasında feodal toplum düzeninden Haçlı Seferleri ve şövalye tarikatlarına, saray kültüründen edebiyatın sevilen temalarına dönüşmüş turnuvalara, şövalyeler tarafından kullanılan zırh ve silahların inceliklerinden armaların tasarımına uzanan bir bilgi yelpazesiyle dönemin atmosferini okurlarıyla paylaşıyor.