Orta Çağ, çoğu zaman teknik bakımdan durağan ve yenilikten uzak bir dönem olarak düşünülür. Oysa bu çağın insanı, modern dünyayı mümkün kılan teknik bilgi ve becerilerin pek çoğunu atölyelerde, şantiyelerde ve gündelik üretim pratiklerinde geliştirerek şaşkınlık uyandıran bir teknik çeşitlilik ortaya koymuştur. Şehirlerde ve köylerde, kalelerde ve manastırlarda süren zanaat faaliyetleri yalnızca temel ihtiyaçların giderilmesiyle yetinmemiş, bugünün gözünden bakıldığında ilkel görünen teknik çözümlerle aslında modern çağın düşünsel ve maddi temellerini atmıştır.
Teknoloji tarihi profesörü Marcus Popplow’un Orta Çağ teknolojisini yalnızca araçlar ve makineler üzerinden değil, onları mümkün kılan bilgi biçimleri, zanaatkâr kültürü ve toplumsal bağlamlar üzerinden ele alan bu çalışması, 2013 yılında Alman Mühendisler Birliği tarafından verilen saygın Conrad-Matschoß Ödülü’ne layık görülmüştür.